BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ
İrfan Orga
Çeviren: Arın Bayraktaroğlu
Birinci Dünya Savaşından kısa bir süre önce başlayarak İrfan Orga’nın yaşamını anlattığı bir eser. Orga’nın yaşamı zorluklarla doluymuş. Eserde mutluluk dolu yaşamlarının savaşın başlaması ve hem amcasının hem de babasının askere çağırılmalarıyla allak bullak oluşunu anlatıyor.
Öykü aslında İrfan Orga'nın gözünden annesinin öyküsü. Onun annesiyle ilgili anılarıyla başlayıp annesinin ölümüne kadarki yaşamını anlatıyor.
İrfan Orga’nın çocukluğundan başlayan eserde ilk vurgulanan öğe annesinin güçlü varlığı. Bu varlık önce dedesinin ölümü, sonra da babasının askere çağırılışıyla bir miktar sarsılıyor. Birinci Dünya Savaşı boyunca annesi çeşitli işlerde çalışıyor ve savaşın sonuna doğru kendisine sürekli ve düzenli bir iş oturtuyor.
Bundan sonra her ne kadar savaş bitse de savaş zamanı çekilen sıkıntıların ağır yükü yavaş yavaş annesinin ruh sağlığında kendini göstermeye başlıyor.
Geçirilen zor günleri ara ara aydınlatan mutlu anlar bile bu amansız zamanların yükünü annesinin ve kendisinin sırtından atmasına yardımcı olmuyor. Bunların sıkıntılarını hem annesi hem kendisi yaşamlarının sonuna değin çekiyorlar.
Öykü gerçek bir yaşam öyküsü. Peki herhangi birinin yaşamından, geçirdiği güçlüklerden ne farkı var? Farkı özenle ve tüm duyguları dışa vurarak yazılmış olması. Öncelikle Birinci Dünya Savaşı döneminde İmparatorluğun başkentinde yaşanan sıkıntıları, kendi de yaşadığı için son derece canlı ve açık anlatıyor. En azından benim, güncel yaşamı konusunda çok bilgimin olmadığı tarihin uzun ve önemli bir sürecini birinci ağızdan, ilgiyi hiç dağıtmadan aktarıyor. Aynı dönemde aynı ya da benzer sıkıntıları yaşamış daha nice aileler vardır, ancak İrfan Orga’nın farkı bu yaşadıklarını yazarak, üstelik bütün içtenliğiyle yazarak o dönemi yaşamamışlarla paylaşması.
Yazarın oğlu Ateş Orga’nın sonsözüyle de İrfan Orga’nın güçlüklerle dolu yaşamının aslında ölene değin sürdüğünü bir türlü mutluluğu ve rahatı avuçlarına alamadığını öğreniyoruz.
İrfan Orga’nın eşinin editörlüğünde İngilizce yazdığı kitap ilk olarak 1950’de yayınlanmış. Yazdığı diğer kitapları arasında en çok bilineni ve ilk çıktığı zamanlarda çoksatar olanı.
Özlü bir eser. Tarihin bir aralığına hüzünle bakıyor.
Yorumlar