<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588</id><updated>2011-11-25T03:34:41.637+01:00</updated><category term='Ustam Eşek Dostum Örümcek'/><category term='Tarih'/><category term='Korku'/><category term='Nefes Nefese'/><category term='Murat Aytekin'/><category term='Kitap Yorumu'/><category term='Ayşe Kulin'/><category term='Deneme'/><title type='text'>Akparsın Benekleri</title><subtitle type='html'>Bağımsız kitap yorumları</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>10</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-5267607104915665362</id><published>2011-08-28T22:10:00.002+02:00</published><updated>2011-09-06T22:27:50.210+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Yorumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nefes Nefese'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayşe Kulin'/><title type='text'>Nefes Nefese</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ayşe Kulin   &lt;br /&gt;Everest, 2007&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nefes Nefese bir diplomatik kahramanlık öyküsü. En azından bir tarafıyla. Bir tarafıyla bir babayla kızının uzaklaşmasının, bir tarafıyla sıkıntıya giren bir evliliğin, bir tarafıyla gurbette olmanın, bir tarafıyla ailenin ve dostluğun öyküsü. Ancak en önemlisi ikinci dünya savaşının vahşetinden kaçmaya çalışan bir vagon dolusu insanın öyküsü.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Macit İkinci Dünya Savaşının baş gösterdiği günlerde İnönü kabinesiyle Dışişleri Bakanlığında çalışan bir bürokrattır. Karısı Sabiha son Osmanlı vezirlerinden ve Kurtuluş savaşında önemli rol almış Fazıl Reşit Paşanın büyük kızıdır. Savaş başladığından beri geceli gündüzlü çalışmak zorunda kalan Macit ve Sabiha arasında bir soğukluk başlamıştır. Sabiha ve ailesi için bir üzüntü kaynağı da Fransa’da yaşayan kardeşi Selva için duydukları endişedir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Selva savaştan önce bir yahudiyle evlenmek istediği için babası onu dışlanmıştır. Bunun üzerine Rafael ve Selva ailelerinin onayı olmaksızın sessizce evlenirler ve böyle ayrımların önemli olmadığını düşündükleri Fransa’ya yerleşirler. Ancak Naziler onları ayrımın âlâsıyla karşılar.&lt;a href="http://lh3.ggpht.com/-AXSdPltHmXE/TlqgqA_IjWI/AAAAAAAAAG0/7UnOqN2nq9g/s1600-h/nefes2.jpg"&gt;&lt;img align="left" alt="nefes" border="0" height="244" src="http://lh6.ggpht.com/-f_zdirMa13g/TlqgqlJJPVI/AAAAAAAAAG4/ihPlNtTplM8/nefes_thumb.jpg?imgmax=800" style="background-image: none; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; border-right-width: 0px; border-top-width: 0px; display: inline; float: left; margin: 5px 9px 4px 2px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" title="nefes" width="152" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzaktan dönmeye kandıramadığı kardeşini Paris’e tayin olan aile dostları Tarık aracılığıyla kandırmaya çalışır. Selva asla dönmeyi kabuıl etmez. Sonunda bir gün Gestapo kocasının çalıştığı eczanenin kapısına dayanıp onu yaka paça çalışma kampına gönderene kadar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geniş ama hepsi birbirine dikkatle bağlı bir karakter zinciri var. Herkesin karakteri oynayacağı role göre özenle anlatılmış, capcanlı kişilikler çizilmiş.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öykünün kurgusu başlarda karakterleri tanıtma uğruna bir nebze ağır ilerliyor. Ancak okumaya devam ettikçe bunun bir zayıflık değil aksine eserin güçlü yönü olduğunu anlamak uzun sürmüyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kitabın baş rolünde Sabiha ve Selva var. Kişilikleri birbirlerinden farklı, çocukluktan kalma çekişmeleri olan bu iki kardeş farklı şekillerde sadakatlerinin sınırlarını zorlayan olaylarla boğuşuyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nefes Nefese’de dikkatimi çeken bir ayrıntı da anlatımın zerafetiydi. Olaylar kalbur üstü insanların başından geçtiği için mi yoksa yazarın tarzının kibarlığından mı bilemiyorum. Ancak kurgunun akıcılığı, karakterlerin inandırıcılığının yanısıra anlatımın alımlılığı da beni kitaba bağladı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ayşe Kulin’in okuduğum ilk eseri. Neyle karşılaşacağımı bilmeden rahmetli halamın kütüphanesinden çekip aldığım bir kitaptı. Halam Ayşe Kulin’i beğenirdi. Kendi de zarif bir hanımefendiydi, sanırım onun için beğenirdi. Nur içinde yat sevgili halam.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-5267607104915665362?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/5267607104915665362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=5267607104915665362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/5267607104915665362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/5267607104915665362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2011/08/nefes-nefese.html' title='Nefes Nefese'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/-f_zdirMa13g/TlqgqlJJPVI/AAAAAAAAAG4/ihPlNtTplM8/s72-c/nefes_thumb.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-4090627167374247127</id><published>2011-03-02T12:07:00.001+01:00</published><updated>2011-03-02T12:07:33.301+01:00</updated><title type='text'>Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;font size="2"&gt;Onur Gökşen       &lt;br /&gt;Dizüstü Edebiyat Serisi 03        &lt;br /&gt;Okuyan Us        &lt;br /&gt;2. Baskı, İstanbul, Eylül 2010&lt;/font&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;İnsanların yaşamlarını bunalımlı takılarak anlattıkları kitaplardan uzak durmaya çalışırım. Benim derdim bana yeter, bir de onlarla uğraşamam. Hele de zorla devrilmiş anlamsız cümlelerle kurdukları aval şiirselliğe hiç dayanamam. Kısacası bu işten anlamam, daralırım.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; margin: 5px 10px 5px 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="" border="0" alt="" align="left" src="http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TW4k9AOlaVI/AAAAAAAAAGQ/dY6hUCKYiDk/diz11.jpg?imgmax=800" width="154" height="240" /&gt; Öte yandan yaşamlarını, ve sıkıntısız yaşam olmadığından, dertlerini gözyaşları ve dumanlı kafalarla değil de gülerek, kendiyle alay ederek anlatanlara hep saygı duymuşumdur. Bu kendine gülebilenlerin olan bitenden iyi kötü dersini almış bir halleri olur. Gerçekten alıp almadıkları ayrı bir konu.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Benim için Ferhan Şensoy bunların başında gelirdi. Şimdi bir de başıma Onur Gökşen çıktı.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Gerçek bir çocukluk, gençlik ve yetişkinlik cümbüşü. Her şeyden biraz var. Hepsinin bir köşesinde bir sıkıntı bir dert saklı ama bunlar ön planda değil. Ön planda olan yaşam, yaşama nasıl baktığın; o anda doğru dürüst bakamadıysan olup bittikten, üzerinden yıllar geçtikten sonra nasıl baktığın. İşte kitap bunlardan ibaret. Bunlarla dolu. Başka bir şey yok. Öyle sıradan ve öyle dolu ki durup durup şunu bir daha okuyayım diyorum. Rastgele bir öyküyü rastgele bir yerinden başlayıp okuyorum, başını hatırlıyorum, sonuna gülüyorum, ortasına dertleniyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Onur Gökşen bitirirken kendine biraz giydirmiş, ödlekliğine dem vurmuş. Öte yandan o olmasaymış biz ne ona ne arkadaşlarına neler olduğunu öğrenemeyecektik. Ne de o anlatamayacaktı. Kayıp bir isim olarak gidecek, daha da kötüsü bir amaç uğruna bir şeyler yapmaya çalışmış arkadaşlarını da beraberinde götürecekti.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bazılarının korkaklığı başkalarının ölümsüzlüğü oluyor demek ki.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Okudum kitabı ve üzülmedim. Defalarca okuyacağım, okumayı isteyeceğim kitapların arasına koydum.&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-4090627167374247127?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/4090627167374247127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=4090627167374247127' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/4090627167374247127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/4090627167374247127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2011/03/bizim-de-renkli-televizyonumuz-vard.html' title='Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TW4k9AOlaVI/AAAAAAAAAGQ/dY6hUCKYiDk/s72-c/diz11.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-2799034889870176329</id><published>2011-02-18T14:52:00.001+01:00</published><updated>2011-02-18T14:52:24.229+01:00</updated><title type='text'>WOLF TOTEM</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;Jiang Rong&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Penguin Books 2009&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Çin’de hasılat rekorları kırmış bu kitap, kuzey Çin’de İç Moğolistan bölgesine gönderilmiş Çinli bir üniversite öğrencisinin Moğol göçebeler arasındaki yaşamını ve deneyimlerini anlatır.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Aslında kitapta olayları aktaran Çinli öğrenci yazarın kendisidir. Yazar kendi deneyimlerini farklı bir adla okuyucuya aktarır.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Mao yönetimindeki Çin hükümeti bütün &lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TV55lQ9Y-aI/AAAAAAAAAGI/geOS28DyirE/s1600-h/97801410406534.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; margin: 10px 5px 5px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="9780141040653" border="0" alt="9780141040653" align="right" src="http://lh5.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TV55l9mvR9I/AAAAAAAAAGM/UIDn9NIH47w/9780141040653_thumb2.jpg?imgmax=800" width="148" height="225" /&gt;&lt;/a&gt;üniversite öğrencilerini zorunlu olarak taşraya çalışmaya gönderir. Geri dönmenin koşulu, torpil bulmak dışında, katıldıkları topluluğun bir parçası olarak çalışıp kazandıkları çalışma puanlarıdır. Belirli bir miktar puanı toplayan okumaya geri dönebilecektir. Bir çok Çinli öğrenci ya tanıdıkları aracılığıyla ya da yeterli puanı toplayarak evine geri döner. Fakat Jiang Rong gibi bazıları gittikleri yerin yaşam tarzından ve felsefesinden o kadar etkilenirler ki yıllarca orada kalırlar.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Kitabın kahramanı Chen katıldığı Moğol göçebe halkının ileri gelenlerinden yaşlı Bilgee’yle iyi arkadaş olur. Bilgee ona bozkırın düzenini ve düzen içinde kurtların önemini anlatır. Kurtların ve insanların bozkırın hassas dengesini korumada birbirlerine nasıl muhtaç olduklarını gösterir. İki taraf birbirinin ezeli rakibidir ama bu rakipler binyılların mücadelesi sonucu birbirlerine benzemişlerdir.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Uzun gözlemler ardından Chen bir kurt eniğini ehlileştirmeye karar verir. Kendi tam olarak ehlileşmese de hiç değilse köpeklerle çiftleştirerek Moğal bozkırının güçlü kurdundan yeni bir tür elde edebileceğine inanır. Olaylar hiç de düşündüğü gibi gelişmez.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Eser, insanoğlunun doğayla uzun zaman uyum içinde yaşadıktan sonra modern çağın ve aşırın nüfusun zorlamasıyla bu düzenin nasıl bozulduğunu anlatıyor. Göçebe ruhunun da tıpkı kurtlar gibi ehlileşmediğini, ehlileşmiş gözükse de aslında için için kaynadığının hikayesini sunuyor.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Doğanın kalabalık insan yığınları karşısında ezilişi bundan iyi anlatılmaz bundan daha dokunaklı gösterilemezdi. Üstelik de olduğundan daha kötü gösterilmeye çalışılmadan.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Umarım bir ara Türkçe’ye de çevrilir ve Türkiye insanı bu ibret verici öyküden mahrum kalmaz. &lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-2799034889870176329?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/2799034889870176329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=2799034889870176329' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/2799034889870176329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/2799034889870176329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2011/02/wolf-totem.html' title='WOLF TOTEM'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TV55l9mvR9I/AAAAAAAAAGM/UIDn9NIH47w/s72-c/9780141040653_thumb2.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-9011779955095007780</id><published>2010-12-21T12:35:00.001+01:00</published><updated>2010-12-21T12:35:18.015+01:00</updated><title type='text'>KTHULHU DÖNGÜSÜ</title><content type='html'>&lt;p&gt;“The Cthulhu Cycle: Thirteen Tentacles of Terror”    &lt;br /&gt;Robert M. Price, Series Editor     &lt;br /&gt;Chaosium 1996&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TRCQ8ssZfeI/AAAAAAAAAFw/OqXomCf1f3w/s1600-h/CthulhuCycle8.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; margin: 0px 15px 0px 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="Cthulhu Cycle" border="0" alt="Cthulhu Cycle" align="left" src="http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TRCQ9OhPOeI/AAAAAAAAAF0/UKY-5I3Bg1Q/CthulhuCycle_thumb4.jpg?imgmax=800" width="158" height="244" /&gt;&lt;/a&gt; Zamanında Call of Cthulhu oyununun yaratıcısı Chaosium’dan oyun ortamlarına zenginlik katmak amacıyla çıkmış Kthulhu kısa öykü kitaplarından biri.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Serinin editörlüğü Robert M. Price yapmış. Price sıradışı bir Baptist rahibi. En azından bir zamanlar öyleymiş. Sonradan edebiyat dergilerinin editörlüğünü yapmış ve Kthulhu Mitosuyla ilgili çokça kitap ve makale yayımlamış. Kthulhu derlemelerine yaptığı editörlük de cabası.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bu eserde Lovecraft’ın en çok bilinen ürünü olan Kthulhu’nun edebiyattaki kökenlerini araştırmış. Farkında olarak ya da olmadan sularında altında yatan dev anası ahtapot için yazılmış kısa öyküleri (ve bir de şiiri) bir araya getirmiş. Şiir Alfred Lord Tennyson’ın The Kraken adlı şiiri. Adam sanki Kthulhu’yu anlatmış.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Öykülerin bazılarının telif hakları kalkmış. Aşağıdaki bağlantılardan okuyabilirsiniz. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;a href="http://en.wikisource.org/wiki/The_Kraken" target="_blank"&gt;The Kraken&lt;/a&gt; – Alfred Lord Tennyson&amp;#160; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikisource.org/wiki/Tales_of_Three_Hemispheres#A_SHOP_IN_GO-BY_STREET" target="_blank"&gt;A Shop in Go-By Street&lt;/a&gt; – Lord Dunsany     &lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikisource.org/wiki/Count_Magnus" target="_blank"&gt;Count Magnus&lt;/a&gt; – M.R. James     &lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikisource.org/wiki/The_Call_of_Cthulhu" target="_blank"&gt;The Call of Cthulhu&lt;/a&gt; – H.P. Lovecraft     &lt;br /&gt;The Black Island – August Derleth     &lt;br /&gt;Some Notes Concerning a Green Box – Alan Dean Foster     &lt;br /&gt;Patiently Waiting – C.J. Henderson     &lt;br /&gt;The Sign of Kutullu – David C. Smith     &lt;br /&gt;Recrudescence – Leonard Carpenter     &lt;br /&gt;Rude Awakening – Will Murray     &lt;br /&gt;The Eye of Hlu-Hlu – Donald R. Burleson     &lt;br /&gt;Black Fire – Will Murray     &lt;br /&gt;In the Light of the Lamp – Steven Paulsen     &lt;br /&gt;Zombies from R’lyeh – Pierre Comtois&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Öyküler bir zaman sırasına göre dizilmişler. Lovecraft’ın Call of Cthulhu’su dördüncü sırada yer alıyor. Call of Cthulhu’nun meşhur dedektifi Legrasse’la ilgili, Lovecraft’ın öyküsünün devamı niteliğinde bir öykü de kitabın devamında yerini almış. C.J. Henderson’ın bu öyküsü oldukça çarpıcı bir Kthulhu öyküsü olmuş.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bütün öykülerin çarpıcılığı bir tarafa Will Murray’in Rude Awakening öyküsü aralarında ilginç bir özelliğe de sahip. Uluslararası bir araştırma gemisinin okyanus tabanına yakın yapacağı sonik bir deneyi anlatıyor. Her ne kadar araştırmacılar yerel yetkililerden gerekli izni almış olsalar da, bu civarını sakinleri ve kalan her türlüsünden sivil toplum örgütü ve kuruluşlar onları “Aman Kthulhu’yu uynadıracaksınız,” diye vazgeçirmeye çalışıyorlar. Sonunu anlatmıyım. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bu yazıyı fırsat bilerek Cthulhu’nun adını Türkçeleştirmeyi de kendime bir görev olarak gördüm. Bir harfi değiştirmek kelimeyi Türkçe yapar varsayımıyla, Cthulhu’yu da huzurlarınıza Kthulhu olarak çıkardım. Adındaki bu küçük değişikliğin Kthulhu’nun kendisini zerre kadar rahatsız edeceğini sanmıyorum. Olur da rahatsız olursa o zaman rüyalarıma girip benden durumu düzeltmemi rica edebilir. Böyle olursa ve akıl sağlığım hala yerinde olursa yeni bir yazıyla bu hatamı düzeltirim. Sağlıcakla.&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-9011779955095007780?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/9011779955095007780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=9011779955095007780' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/9011779955095007780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/9011779955095007780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2010/12/kthulhu-dongusu.html' title='KTHULHU DÖNGÜSÜ'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TRCQ9OhPOeI/AAAAAAAAAF0/UKY-5I3Bg1Q/s72-c/CthulhuCycle_thumb4.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-472151002227536298</id><published>2010-11-25T14:44:00.001+01:00</published><updated>2010-11-25T14:44:44.239+01:00</updated><title type='text'>THE FIRST LAW TRILOGY</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;em&gt;Joe Abercrombie      &lt;br /&gt;Gollancz 2006&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;img style="margin: 0px 10px 10px 5px; display: inline" align="left" src="https://docs.google.com/File?id=df8tx444_68gpnnjrdg_b" width="160" height="241" /&gt;Dopdolu bir üçleme. Aslında bir üçlemeden çok üç parçaya ayrılmış tek bir kitap. Kitaplar arasında ne bir zaman atlaması, ne bir olay değişimi var. Her şey kaldığı yerden devam ediyor. O kadar ki okuyucuyu öyküye alıştırmak için kullanılan geriye dönük anlatımlardan zerre eser yok.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bütün öykü dönüşümlü olarak altı ayrı karakterin bakış açısından anlatılıyor. Dolayısıyla her birine yeterince değinecek kadar yer var. Yazım tekniği olarak tüm olayları ve çevreyi karakterlerin görüşünden anlatmayı seçtiği için, olaya ya da ortama aykırı kaçan anlatımlara yer vermemiş. Bu yüzden de olaylar hiçbir zaman odağını yitirmiyor, karakterler her zaman ön planda ve capcanlı kalıyorlar. Sonuç olarak kitaba odaklanmak güç olmuyor.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Kitabın altı önemli karakterinden üçü biraz daha önde duruyorlar. Kuzeyli barbar Logen Ninfingers bunlardan biri. Logen dokuz parmaklı oluşunu bir düelloya borçlu ve kuzeyin en azılı katili. Bloody-Nine olarak tanınan Logen kim ona daha çok adam öldürme olanağı tanıyacaksa onun tarafına geçmeyi seçen biri. Ancak Logen zamanla durulmuş ve geçmişte yaptıklarının azabını duymaya başlamış. Eskiden en seçkin savaşçısı olduğu Bethod'la arası açılınca da kendi gibi Bethod'dan nefret eden adamlardan bir çete kurup dağlara çıkmış.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;img style="margin: 5px 10px 10px 5px; display: inline" align="left" src="https://docs.google.com/File?id=df8tx444_69fr6j9hgn_b" width="160" height="244" /&gt;Sand dan Glokta ise zamanında, kısaca Union olarak bilinen geniş krallığın soylu, gözde ve genç albaylarından biriymiş. Ancak Gurk imparatorluğuyla yapılan savaşta Gurklara esir düşmüş ve iki yılını imparatorun zindanlarında işkence görerek geçirmiş. İki yıl sonra salıverildiğinde artık o genç albaydan bir eser yokmuş. Yeni Glokta kalçası çıkarılmış, ayak parmakları kesilmiş, dişleri sökülmüş ve türlü türlü işkenceden geçmiş bir adam olarak bambaşka biri olarak ortaya çıkmış. Sonunda soylu ailesinin tüm itirazlarına karşın iki yıl boyunca kendine uygulananlardan öğrendiği şeyi en kolay yapabileceği yere kraliyet engizisyonuna engizisyoncu olarak katılmış.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Jezal Luthar soylu bir ailenin tekne kazıntısı oğlu. Onunla ne yapacaklarını bilemediklerinden ve büyük kardeşleri yüzünden aile mırasından da zırnık kalmayacağından onu asker yapmışlar. Soylu olmanın üstünlüğüyle teğmen olarak işe başlamış. Ancak zamanla kılıç kullanmada sergilediği yetenek onu komutanlarının gözünden bir miktar ön plana çıkarmış ve onu geleneksel kılıç müsabakalarına katılması için eğitmeye başlamışlar. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Collem West ordu da yüzbaşılığa kadar yükselmiş bir kuzeyli. Diğer pek çok subayın aksine fakir bir aileden geliyor. Geleneksel kılıç müsabakasını kazanarak ve Gurk imparatorluğuyla verilen savaştaki kahramanlıklarıyla kendini göstermiş. Jezal'ın komutanı.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Dogman, Logen'in çetesinin iz sürücüsü ve Logen'in sağ kolu. çetenin kalanının yanında oldukça çelimsiz oluşunu iz sürme ve ok atmadaki becerisiyle kapatıyor. Sağduyusu ise en güçlü silahı. Lakabını da koku duyusunu iyi kullandığı için almış.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;img style="margin: 5px 10px 10px 5px; display: inline" align="left" src="https://docs.google.com/File?id=df8tx444_70cjk2hfdk_b" width="158" height="247" /&gt;Ferro Maljinn ise Gurklardan intikam almaya yemin etmiş bir kadın. Gurklar onu ve ailesini köle yapmışlar hepsini bir başkasına satmışlar. Ferro ise kölesi olduğu adamdan kaçana dek zor zamanlar geçirmiş. Kaçtıktan sonra da en iyi gurk ölü gurktur felsefesiyle önüne çıkanı öldürmeye başlamış.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Tüm bu karakterleri biraraya getiren de Bayaz adında ortalık karıştığı zamanlarda ortaya çıkan yaşı belirsiz bir büyücü. Kimsenin hoşlaşmadığı ama saygı göstermek zorunda olduğu bu adam, krallığın kurtuluşu ve sürekliliği için elinden geleni ardına koymuyor ve esrarengiz bir yolculuk için öykünün kahramanlarını şu ya da bu şekilde biraraya getiriyor.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Yeni nesil fantastik yazarlarının elf-cüce-ejderha kısırdöngüsüne kendilerini kaptırmadan yazdıklarına iyi bir örnek. Umarım bir araya Türkçe’ye de çevrilir ve daha çok kişi okuma fırsatı bulur.&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-472151002227536298?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/472151002227536298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=472151002227536298' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/472151002227536298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/472151002227536298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2010/11/first-law-trilogy.html' title='THE FIRST LAW TRILOGY'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-7456784146374406183</id><published>2010-09-25T23:56:00.000+02:00</published><updated>2011-01-10T13:03:05.756+01:00</updated><title type='text'>BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;İrfan Orga&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Çeviren: Arın Bayraktaroğlu&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Birinci Dünya Savaşından kısa bir süre önce başlayarak İrfan Orga’nın yaşamını anlattığı bir eser. Orga’nın yaşamı zorluklarla doluymuş. Eserde mutluluk dolu yaşamlarının savaşın başlaması ve hem amcasının hem de babasının askere çağırılmalarıyla allak bullak oluşunu anlatıyor.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TSr1d8HyheI/AAAAAAAAAF8/z7oeSvdly8U/s1600-h/70998_23.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; margin-left: 0px; border-left-width: 0px; margin-right: 0px" title="70998_2" border="0" alt="70998_2" align="right" src="http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TSr1ec5sHyI/AAAAAAAAAGA/mcQR8IteklA/70998_2_thumb1.jpg?imgmax=800" width="157" height="244" /&gt;&lt;/a&gt; Öykü aslında İrfan Orga'nın gözünden annesinin öyküsü. Onun annesiyle ilgili anılarıyla başlayıp annesinin ölümüne kadarki yaşamını anlatıyor.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;İrfan Orga’nın çocukluğundan başlayan eserde ilk vurgulanan öğe annesinin güçlü varlığı. Bu varlık önce dedesinin ölümü, sonra da babasının askere çağırılışıyla bir miktar sarsılıyor. Birinci Dünya Savaşı boyunca annesi çeşitli işlerde çalışıyor ve savaşın sonuna doğru kendisine sürekli ve düzenli bir iş oturtuyor.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Bundan sonra her ne kadar savaş bitse de savaş zamanı çekilen sıkıntıların ağır yükü yavaş yavaş annesinin ruh sağlığında kendini göstermeye başlıyor. &lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Geçirilen zor günleri ara ara aydınlatan mutlu anlar bile bu amansız zamanların yükünü annesinin ve kendisinin sırtından atmasına yardımcı olmuyor. Bunların sıkıntılarını hem annesi hem kendisi yaşamlarının sonuna değin çekiyorlar.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Öykü gerçek bir yaşam öyküsü. Peki herhangi birinin yaşamından, geçirdiği güçlüklerden ne farkı var? Farkı özenle ve tüm duyguları dışa vurarak yazılmış olması. Öncelikle Birinci Dünya Savaşı döneminde İmparatorluğun başkentinde yaşanan sıkıntıları, kendi de yaşadığı için son derece canlı ve açık anlatıyor. En azından benim, güncel yaşamı konusunda çok bilgimin olmadığı tarihin uzun ve önemli bir sürecini birinci ağızdan, ilgiyi hiç dağıtmadan aktarıyor. Aynı dönemde aynı ya da benzer sıkıntıları yaşamış daha nice aileler vardır, ancak İrfan Orga’nın farkı bu yaşadıklarını yazarak, üstelik bütün içtenliğiyle yazarak o dönemi yaşamamışlarla paylaşması.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Yazarın oğlu Ateş Orga’nın sonsözüyle de İrfan Orga’nın güçlüklerle dolu yaşamının aslında ölene değin sürdüğünü bir türlü mutluluğu ve rahatı avuçlarına alamadığını öğreniyoruz.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;İrfan Orga’nın eşinin editörlüğünde İngilizce yazdığı kitap ilk olarak 1950’de yayınlanmış. Yazdığı diğer kitapları arasında en çok bilineni ve ilk çıktığı zamanlarda çoksatar olanı.&lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Özlü bir eser. Tarihin bir aralığına hüzünle bakıyor.&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-7456784146374406183?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/7456784146374406183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=7456784146374406183' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/7456784146374406183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/7456784146374406183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2010/09/bir-turk-ailesinin-oykusu.html' title='BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh4.ggpht.com/_5WfpBnRbpP4/TSr1ec5sHyI/AAAAAAAAAGA/mcQR8IteklA/s72-c/70998_2_thumb1.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-1005524280907310604</id><published>2010-09-08T10:29:00.002+02:00</published><updated>2010-09-08T10:32:06.239+02:00</updated><title type='text'>Free Land</title><content type='html'>Sevdiğim bir dostum bana yaptığı besteyi göndermişti. Öyle güzel bir parçaydı ki ne yapsam etsem de onu bir yığın insana dinletmenin yolunu bulsam diye düşündüm. Başlangıç olarak bloguma koymaya karar verdim.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şarkıyı dinleyince ne kadar etkileyici olduğunu göreceksiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgiler...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" width="335" height="28" id="divplaylist"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=12494272-06f" /&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=12494272-06f" width="335" height="28" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-1005524280907310604?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/1005524280907310604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=1005524280907310604' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/1005524280907310604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/1005524280907310604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2010/09/free-land.html' title='Free Land'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-6857953095995774121</id><published>2009-07-31T16:01:00.005+02:00</published><updated>2009-07-31T16:14:25.467+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Yorumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Korku'/><title type='text'>TERS AYNA</title><content type='html'>Tuna Bayık - Funda Tezel&lt;br /&gt;Tui Yayınları - 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ters Ayna iki genç yazarın ortaklaşa kaleme aldıkları bir korku romanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeriğinde Anadolu motiflerinden tutun, zalim katiller, doğaüstü varlıklar, amansız bir intikam ve bir miktar da Rosemary's Baby havasında esintiler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın iki önemli kahramanından biri olan Pelin bir şirkette çalışmaktadır. Yakın geçmişte derinden bağlı olduğu sevgilisini kaybetmiştir ve zaman zaman nükseden psikolojik sorunları vardır. Şirketin genel müdürünün ani ölümü ona bir yükselme olanağı sunar ancak evinde yaşamaya başladığı tuhaf olaylar bu mutluluğu gölgede bırakır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan Bilgin işine olduğu kadar eşine de aşkla bağlı, her yönüyle ideal, neredeyse kusursuz, tanınmış bir psikologdur. Hem evinde hem de işyerinde son derece mutlu olan bu doktorun garip biriyle yaptığı ürkütücü telefon görüşmesi onu tedirgin eder ve mutluluğu bir anda kabusa dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ters Ayna her iki yazarın da heyecanlarını ve bilgilerini ortaya koydukları bir roman. Korkunun ve ıstırabın yer yer ulaştığı yoğunluk okuyucuyu bu dehşetin sonuna ulaşmaya merakla itiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarların ilk eseri olması dolayısıyla bazı aksilikler de yok değil. Yer yer uzayıp giden, nereye gitmek istediği belli olmayan anlatımlar; özellikle kitabın ikinci yarısında çoğalan noktalama ve yazım yanlışları; bir miktar ağırlık verilmeyi hakeden ancak bunu göremeyen ikincil karakterler bu aksiliklerin arasında. Başlarda bir kaç yerde bahar, sonbahar ve kış arasında zaman konusunda kararsızlıklar belirmiş. Öte yandan son sahnelerdeki kritik zaman akışı tutarlılığını korumuş. Bir de çoğu zaman fazla uzayan paragraflarda kendini gösteren bir değişken bakış açısı sorunu var. Aslında hemen hepsi deneyimli bir editör ve yazım tekniğine gelecek bir el alışkanlığıyla üstesinden gelinecek durumlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim kurgu, fantazi ve korku edebiyatı Anglo-Sakson ülkelerde bolca okunan, Türkiye'de ise sınırlı okuyucusu olan edebiyat dalları. Türkiye'de bu dallara gönül veren yeni yazarlar diğer dallarla ve çevirilerle ciddi bir rekabet içerisinde ortama adım atıyorlar. Bu yüzden işleri zor ve işe başlarken sağlam olmak zorundalar. Burada yapmak istediğim onlara ilk yapıtlarının iyi de olsa kötü de olsa gözden kaçmadığını göstermek, biri sonraki girişimleri için onlara, deyim yerindeyse, bir ara gazı vermek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuna Bayık ve Funda Tezel bir zoru başarıp kendi kitaplarını yazmışlar ve bastırmışlar. Acemiliklerine rağmen etkileyici kurguları ve kitabı kaleme alışlarındaki heves Ters Ayna'yı hepimiz için bir ilk yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;* Konusu bilim kurgu, fantazi ve korku olan yazıları &lt;a href="http://www.blogger.com/www.hititgunesi.org"&gt;www.hititgunesi.org&lt;/a&gt;'dan da izleyebilir hatta canlı yorumlarını podcastlarda dinleyebilirsiniz.&lt;/em&gt;&lt;a&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-6857953095995774121?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/6857953095995774121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=6857953095995774121' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/6857953095995774121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/6857953095995774121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2009/07/ters-ayna.html' title='TERS AYNA'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-6640009494443393139</id><published>2008-09-17T10:20:00.006+02:00</published><updated>2008-09-17T16:39:13.189+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Yorumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>BARBAROS HAYRETTİN PAŞA</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;br /&gt;Kitap 1911'de yazılmış. Yazarı bir Osmanlı bahriye subayı olan Ali Rıza Seyfi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Bir çok eski tarih kitabında olduğu üzere hafif bir Türk ve İslam yüceliği dokundurmasına sahip. Öte yandan Tunus ve Cezayir kıyılarının neden korsanlar için önemli olduklarını, Oruç ve Hızır'ın burayı neden seçtiklerini, bölgenin o zamana kadar ki tarihini hiç yormadan anlatıyor. Kitabin başlığı Hızır Reis'e ayrılsa da Oruç'la ilgili de pek çok bilgi mevcut.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Korsan taifesinin Osmanlı tarihçilerinin dikkatini yeterince çekemediği dönemleri ya da Osmanlı kayıtlarında çeşitli nedenlerle bilgilerin eksik olduğu aralıkları Avrupalı tarihçilerin eserlerinden alıntılar yaparak gidermiş. Özellikle Leyn Pol adında bir İngilizden cok alıntısı var. Osmanlı tarihçilerinden de Hacı Halife'nin (Katip Çelebi) Tuhfetul Kibar eserinden çok faydalanmış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Anlatım zaman zaman dağılıyor. Bazı gramer bozuklukları da yok değil. Özellikle uzun cümlelerde baş ve son arasında kopukluklar var. Yunus Yiğit adında bir zat kitabı günümüz Türkçesine uyarlamış. Güzel uyarlamış, kıvamını kaçırmamış. Anlatım hatalarını da düzeltmeye kalkmamış, olduğu gibi bırakmış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Kitapta Preveze savaşı ayrıntılı olarak anlatılıyor. Kendinden kalabalık bir orduyu yenmenin yanlızca kahramanlık ve iman gücüyle olmadığını, taktik başarının da bunu önemli ölçüde desteklediğini açıkça vurguluyor. Bununla birlikte yazar, ordu moralinin zaferde oynadığı rolün büyüklüğüne de pek çok defa değinmeden edememiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Yüz elli sayfalık küçük bir kitap, kolayca okunuyor. Evreca Yayınları çıkarmış. Eski ağızla yazılmış tarih eserleri okumayı sevenlerin hoşuna gidebilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-6640009494443393139?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/6640009494443393139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=6640009494443393139' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/6640009494443393139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/6640009494443393139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2008/09/hzr-barbaros.html' title='BARBAROS HAYRETTİN PAŞA'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1851287087508601588.post-2302167317105631023</id><published>2008-02-28T09:28:00.004+01:00</published><updated>2008-09-17T16:38:49.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Yorumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Murat Aytekin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ustam Eşek Dostum Örümcek'/><title type='text'>USTAM EŞEK DOSTUM ÖRÜMCEK</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;&lt;br /&gt;A. Murat Aytekin&lt;br /&gt;Arkadaş Yayınları&lt;br /&gt;Ankara, 2008&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Deneme okumanın pek kolay bir iş olmadığını düşünmüşümdür. Zorluğu tarzın kötülüğünden falan kaynaklanmaz. Yoğun bir düşünce ve duygu seliyle yazılmış olmasından kaynaklanır. Çok düşündürür denemeler beni. Düşündürmüyorlarsa herhalde deneme değillerdir. Bu yüzden korkarım deneme okumaktan beni düşünmeye itecekler diye.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Murat Aytekin liseden sınıf arkadaşımdır. O zamanlar ne düşünmeye ne de düşündürmeye eğilimi varmış gibi görünmüyordu. Ama lisedeydik, daha gamsız, daha vurdum duymaz bir dünyadaydık. Her zaman ve herkeste olduğu gibi düşünmenin, düşünebilmenin önemini daha sonraları anladık ve hayıflandık neden bunu daha önce bilemedik diye. Önceden anlamışlara saygı duyduk, hala anlamayanlara da acıdık. Bir yandan da acaba düşünmeseydik daha mı iyiydi dediğimiz oldu. Ama dönüp dolaşıp bu kafaya sahip olduğumuz için şükrettik. Bunu da bulamayanlar vardı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustam Eşek Dostum Örümcek düşünülmüş de yoğrulmuş, gereksize tane söz harcamamış, sürekli yargılamaya, düşünmeye zorladığı için okudukça beni dehşete düşürmüş ama bir yandan elimden bırakmama izin vermemiş bir eser. Kaplumbağaların sırtında denizleri dolaştıran, eşeğe bindirip arıyı ve örümceği; böceği ve tilkiyi anlatan; bunları oldukları gibi kabullenmekten nasıl aciz olduğumuzu, tüm cahiller gibi genele sorgu sual etmeden ayak uydurmamıza dert yanan bir ağıt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan da arısıyla, böceğiyle, sürüngeniyle, tilkisiyle kendiyle barışık olmanın nasıl çevreyle barışık olmaktan geçtiğini usulünce dile getirmiş. Her yazıda, aralarında insanın da bulunduğu, ayrı bir varlığı kurcalamış, yanlış kanıları düzeltmiş ve her şeyi yerli yerine koyup bırakmış. Doğayla bağımızı nerede kopardığımızı aramış ve bulmuş. Bir kertenkelenin ya da bir örümceğin varlığında insanlığımızı nasıl unutmaya yüz tuttuğumuzu yüzümüze vurmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serde biraz hayalperestlik varsa insan yıldızlara da şöyle bir laf atmaktan alıkoyamaz kendini. Yazar da kendini tutmamış. Bu yüzden falcı yıldızların falına, kayan yıldızların aslına şöyle bir bakmadan edememiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Kitabı bitirip arka kapağı son sayfanın üzerine isteksizce kaparken kurda kuşa, ota hayvana bakışınızın, insana ve kendinize bakışınızın ne de çabuk değiştiğine şaşıracaksınız.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1851287087508601588-2302167317105631023?l=benekliakpars.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benekliakpars.blogspot.com/feeds/2302167317105631023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1851287087508601588&amp;postID=2302167317105631023' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/2302167317105631023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1851287087508601588/posts/default/2302167317105631023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benekliakpars.blogspot.com/2008/02/ustam-eek-dostum-rmcek.html' title='USTAM EŞEK DOSTUM ÖRÜMCEK'/><author><name>Roulth</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
